11 Kasım 2009 Çarşamba

Ondan Bundan..


Sonbaharı seviyorum, içim kıpır kıpır,sürekli birşeyler yapıyorum,biri beni durdursun derken birden pilim bitti.Daha doğrusu fırsatım olmasına rağmen hiç bir şey yapasım yok..Geçen hafta bir kaç gün üst üste komşu ziyareti yaptım.Sonra misafir ağırladım.Herhalde kamuyla fazla görüşmek beni yoruyor.Durumuma başka teşhis koyamadım.Yalnız kaldığımda kendimi işlerime veriyorum.Ortaya bir şeyler çıkınca da ne alakaysa sevgi kelebeği gibi geziyorum.Neyse ben pek normal sayılmam zaten..


Talha okulda iyi gidiyor,çok hevesli. Önce çok ümitsizdim ama öğretmeninin de gayretleriyle atağa geçti, okumaya çok hevesli,yazı yazarken yorulup mola verdiğinde hemen kitabını açıp okuyor. Bazı arkadaşları okumayı anasınıfta öğrendikleri için biz biraz gerideyiz galiba ama ümit var.Hafta sonu ilk proje ödevimizi yaptık.Abilerinde böyle çalışmalar olmadığından ben pek hevesle atladım,ben mi ona yardım ettim, o mu bana yardım etti pek anlamadım ama 20 kasıma yetişmesi gereken ödevi cuma akşamı bitirip çantaya koyduk.Öteden beri böyle abidik gubidik işleri çok severim.Eskiden de abilerine, evdeki atık kağıt vs.yle de oyuncak, kes yapıştır bir şeyler yapardım.Acele ettiğimizden çok seçeneğimiz yoktu.Evdeki malzemelerle sayıları çalıştık.

Büyüklerinde sınavları var bu ara evde test çözümlerine ağırlık veriyoruz.Yanlış çıkan soruları çözmek işlerine gelmiyor veletlerin, değerlendirmeleri ben yapıyorum.


Hafta sonu; mayaladığım ekşi mayadan ekmek yaptım.Ya tutmazsa gibi bir endişem olduğundan ekşi tadı alınca pek sevindim.Sitede tam buğday unuyla yapılırsa tutması garanti diyordu zaten.Hazır ekmekler gibi puf puf kabarmadı ama çok doyurucu hafif ekşimsi bir ekmek bir ekmek oldu.

Bunlar dışında son günlerde yaptığım şeylerden biride biraz utanarak yazıyorum aslında,zuma oynamak..Evet yanlış okumadınız.3-5 yaş çocuklarının oyunu herhaldeki çocuklar bana gülüyor. Bu da oyun mu, ne anlıyorsun topları vurmaktan falan filan..Baya bir ilerlediğim için kıskanıyorlar biliyorum:) Biraz toparlanayım elişi ve ıvır zıvır değerlendirmelerime geri dönücem inşallah..

06 Kasım 2009 Cuma

akşam kahvaltısı




Okuldan geldiklerinde kurt gibi acıkmış oluyorlar.Bir şeyler atıştırmakla kalmayıp kek kurabiye vs.karınlarını doyurunca akşam yemek yiyemiyorlar tabi..Dün akşam yemeğini iptal edip,okuldan gelme saatlerinde kahvaltı hazırladım.Bizim keçi bacağı dediğimiz ismiyle alakası olmayan hamur işini yaptım.Bazıları ördek ayağı da diyor.İlla tuhaf bir isim koymaya gerek yok aslında,kızarmış hamur işte..
Malzemeler:
1 yumurta,
1 çay bardağı süt,
1çay bardağı yoğurt
1paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
tuz,çörekotu,
Hamur yoğrulduktan sonra yarım saat kadar dinlendirilirse daha güzel kabarıyor.
Önce4-5 parçaya bölüp uzun rulo yapılır.Elle biraz bastırılıp düzeltilir.İki parmak kalınlığında kesilir.Her parçaya bıçakla iki kesik yapılır.Kızgın yağda kızartılır..Hamur çok gelirse bir kısmı poşet içinde buzdolabında bir iki gün yada derin dondurucuda saklanabilir

Ani misafir geldiğinde de yaparım.Peynirle servis edilir.Ben turşuylada çok sevdim.


Bir de ekşi maya yapmaya başladım.Ekşi mayalı ekmeği çok seviyoruz.Taş fırında yada kuzine sobada pişse yemede yanında yat.Biz de imkan olmayınca normal fırında yapıcam inşallah..Tarif
4O fırın ekmek sitesinden.Daha önce aynı siteden patatesli ekmek ve köy ekmeğini yaptım.Çok beğenerek tükettik..Kalabalık aileyiz malum ekmeği her zaman evde yapmak imkansız günde iki üç ekmek yapmam lazım..Yok zor iş..Arada değişiklik olsun diye yapıyorum işte..Bu gün 3.gün.

Daha önce nohut mayalı ekmek yapmıştım.Bütün ev bir hafta boyunca felaket koktu.Ekmeğide benden başka yiyen olmadı malesef..Damak zevki meselesi çok beğenerek yiyenlerde var..



Örtüde dün akşam bitti nihayet.Dön dolaş parça büyüdükçe zor gelmeye başladı.Bu kadar büyüdüğün yeter deyip bitirdim.İlk başladığımda ipler bitsin diye pek dikkat etmemişim bazı renkler bir buçuk,iki sıra olmuş.Bu da böyle oluversin.Bizim evde böyle ayrıntılara pek dikkat edilmez zaten.Şimdi diğer örtüyü örüyorum.

02 Kasım 2009 Pazartesi

kasım güzelleri


Çocukluğumda hep bahçeli evlerde oturduk.Evimizin bahçesinde kasımpatılar olurdu illaki.Bu mevsim geldi mi her köşeden renk renk açarlar...İlkokulda okurken On Kasımlarda veya Öğretmenler Gününde rengarenk kasımpatıları demet yapar okula götürürdük.Şimdi bizim veletlere çiçek götürün desem biz kız mıyız diyorlar..Ben de dün annemin bahçesinden toplayıp eve getirdim.Bu sene fazla renk çeşidi yok..Her hafta tazelerim inşallah bitene kadar..



İki haftadan beri pazarda bal kabağı satılıyor.Geçen hafta aldığım pazarcıyı bulamadım.Bu hafta aldığım da güzel çıktı neyse..Bal kabağını çok severim.Annem bu tatlıyı kuzinenin fırında yapardı.Onun lezzeti bambaşka olur.

Son günlerde yabancı sitelerde cadılar bayramı dolayısıyla bal kabaklarını bolca görmek mümkün.Hafta sonu kabakla yapılmış hamur işlerinden birini deniyeyim istedim.Tv.de Martha teyzenin proramında bazen görüyorum.Çok methederek anlatıyor.Eh bende tatlıdan artan kabağı kullanırım.Hem merakım gider dedim.Yabancı bir yemek sitesinden aldığım tarifi uyguladım.Uzun sürede pişen bir kek olduğunu unuttuğumdan üstü kızarır kızarmaz fırından aldım.Sonuç kabak hamuru..Üst kısmını yenilebilir haldeydi,beğendim.İlerde bir daha denemeyi düşünüyorum.Bal kabaklarının çekirdeklerini atmayıp kurutuyorum.Zamanı gelince bir yerlere dikerim inşallah..


Sonbaharın son ayına girdik.Soğuklar arttı.Yağmur yağmaz derken iki gündür yağıyor çok şükür.Havalar soğuyunca örgü sezonu da açıldı..Hanımların ellerinde atkılar,yelekler,kazaklar en çok da şallar..
Geçtiğimiz senelerde önce firkete sonra da motif makinesi moda olmuştu.Bu sene pek firkete görmüyorum.Ben modayı geriden takip eden biri olarak bu sene tekrar firkete şal örmeye başladım.Normal örgüye göre çabuk ilerliyor.Bu modelden iki tane daha örmüştüm ama hediye ettim.En kısa zamanda bitirip Talhaya da bir kazak örmek istiyorum.

30 Ekim 2009 Cuma

şu köşe kış köşesi



Bu gün Konya hariç her yerde yağmur var galiba..Burası ise bulutlanır da bir türlü yağmaz.

Biz geçen seneden beri yaşam alanı olarak salonu kullanıyoruz.Şimdiye kadar oturduğum evlerde de genelde böyleydi.Çocuklar büyüyünce küçük oturma odalarına sığmaz olduk.Salonun tek penceresi olduğu için kapalı havalarda karanlık oluyor.Dün yerleşimi biraz daha pencere önüne kaydırdık.Hem kalorifere yakın oturup hem de pencerenin önünde kitap okuyup elişi yapabileceğim.
Aslında bu köşenin soba başında olmasını tercih ederdim.Kalorifer rahat ama sobanın keyfi bir başka.Üstünde kaynayıp duran çay(ki benim kuzine denilen sobalardan vardı vaktiyle)Fırınında kek veya patates pişirmek,üstünde kestane pişirip ekmek kızartmak zevkliydi..Neyse insanoğluna yaranılmaz soba kullanıyor olsaydık kalorifer isterdik..


Dün herkes evde olduğundan bilgisayar bana düşmedi.Bir ara bakıp çıktım sadece..Herkes evdeyse bir şey ekleyemiyorum.Yalnız olmam lazım..Çok mühim şeyler yazıyorum ya rahatsız edilmemem lazım:))

Dün Cumhuriyet bayramı kutlandı.Talha bayram bitmesine rağmen öğretmenin ezberlemesini istediği şiiri ezberlemeye çalışıyor daha.
Ezber ödevleri ben önce telefona kaydediyorum.O sürekli dinleyerek ezberliyor.Hafta başından beri kendi sesimden Cumhuriyet şiirini dinliyorum.Ben de ezberledim mecburen,dün sabah karşıdaki okula gidip okusam diye düşünüyordum ama okuldaki tören bir gün önce yapılmış.

Şiirden hatırımda kalanlar

Cumhuriyet bizlere armağandır Atadan,
Egemenlik sesleri yükseldi Ankaradan.
Al bayrağım göklerde övünçle dalgalanır,
Cumhuriyet bayramı hep kıvançla kutlanır.


Kışa geri dönelim.Bu mevsimde bizim evde siyah çay kadar bitki çayları içiliyor.Hazır poşet çayları tercih etmiyoruz.Aktardan aldığımız bir takım şifalı bitkileri karıştırıp kış çayı olarak tüketiyoruz.Uzun zaman önce bir aktarda hazır karışım şeklinde aldığım çayı ben şimdi evde karıştırıyorum.Belli bir ölçüsü yok.En önemli nokta bazı bitkiler karışınca ters etki yaptığından aktardan aldığım karışıma farklı bir bitki eklemiyorum.Bu çayda neler var,


Ayva yaprağı,
Zencefil
Karanfil
Ihlamur
Havlıcan
Kuşburnu
Kabuk tarçın

Evde kuşburnu olmadığından bu seferlik koymadım.Kavanoza hepsinden bir tutam koyup karıştırıyorum.Demlerken de hepsinden yeteri kadar alıp kaynamış suya atıyorum.Çok bekletirsem havlıcan acılık veriyor..Papatyayı tanıdız mı baharda toplayıp kuruttuklarımız..


Benim tercihim genelde yeşil çay,bazen limonlu içiyorum.Limona karanfil batırıp koyuncada hoş bir görüntü oluyor.Yabancı bir sitede görmüştüm bu usulü..Bu keki ben yemedim bu arada, Talha kendi tabağından sonra bu tabağıda istedi.



Bu örtüyü de benim şu bir türlü bitmeyen fazlalık iplerle yapıyorum.Birbirine hem cins hem renk olarak pek uymayan ipleri kullanmak için başladım.Şu ara 3 elişi birden yaptığımdan yavaş ilerliyor ama buraya yazıyorum____böyle deyince bir çizgi de çizilir ya,bundan sonra ne yapacağıma karar verip sonra ip alışverişi yapacağım.Evde bir sürü battaniye birikti.

Herkeslere sağlıklı günler diliyorum...

25 Ekim 2009 Pazar

çuval çanta vs..



Bu çantayı geçen hafta diktim.Çuvalı bir çerez dükkanından iki liraya aldım.Yıkadım, ütüledim.Nette bir kaç model buldum.Yine birebir aynısını yapamadım.Nasıl işime geldiyse öyle diktim yani:)

Buda diğer tarafı

Evde unutmadıysam yada program dışı bir alışveriş değilse alışverişte bez çantalarımı kullanıyorum.Yeşil çanta katlanabilir, genelde kol çantamda duruyor.Böyle bir çanta edinmenizi tavsiye ederim.



Alt resimde görülen benim ara öğünüm,genelde sabah nette gezerken bana eşlik ediyor.Dilim elma, mutlaka tarçınlı bazen zencefilde eklerim ve yeşil çayım.




Bu kurt ayaklı oturan boğa da, tatil sabahı battaniyesine sarılmış çizgi film izleyen Talha..




Çok karıştı canım bu post.Bu sefer böyle oluversin artık..

21 Ekim 2009 Çarşamba

metal kutular




Bir süredir teneke kutu biriktiriyorum.Genelde eşantiyon olarak aldığım çay,bisküvi kutuları. Şimdilik böyle kullanmak hoşuma gidiyor.

Bazılarında kurabiye, çay, kahve,bisküvi,baharat saklıyorum,bazılarında hobi ve dikiş malzemelerimi..İlerde eskiyenleri peçete tekniğiyle yenilerim diye düşünüyorum.
Metal kutu Türkiye'deki ürünlerde pek fazla tercih edilmiyor.Bende ki parçaların çoğu Suriye'deyken aldıklarım.Burda da bulursam tabi çok yaygın değilse alıyorum ama huyum kurusun (her konuda olduğu gibi)herkeste olan eşyanın kıymeti yok.Sınırlı sayıda olmalı,her yerde herkes de karşıma çıkmamalı:)

Çoğu mutfaktaki bu dolapta duruyor.sürekli gözümün önünde olmaları hoşuma gidiyor.



Üstteki iki kutuyuda geçenlerde bit pazarından aldım.Kullanılacak durumda değiller,orjinalliğini kaybetmeden yenilemeyi istiyorum bakalım.


Bu ahşap çay kutusunuda çok severim.Sürmeli kapak..Markası da ilginç: Zarzur..



şu sitede gördüğüm kutularda hoşuma gitti.




Bu koleksiyonun yanında benimkilerin lafı olmaz da neyse..

16 Ekim 2009 Cuma

mimlendim..

Sevgili arkadaşım gönülden ele beni mimlemiş.Aslında mim cevaplamak bana çok zor geliyor:)
Düşüncelerimi çok iyi ifade edemediğimi düşünüyorum, yinede bir şeyler yazayım.


1-En sevdiğiniz 3 çiçek adı;Genelde mor çiçekleri seviyorum,

-lavanta

-sümbül

-leylak.

2-Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz,

- Bütün anneler gibi benim de öncelikli hayalim, çocuklarım için iyi ve hayırlı bir gelecek.

- Çok ilerisi için değil de şu sıralar en çok istediğim,son teknoloji bir dikiş makinesi.

-Bahçeli bir ev,çok şehir dışı olmayan bir yer olmasını istiyorum artık (biraz önce şehire uzak bir evde yaşanan olayları anlatan bir korku filmi seyrettim de:))

3-En sevdiğiniz 3 huyunuz,

-Biraz dobrayım,doğru bildiğimi söylerim..

-Kendimi sürekli geliştirmeye çalışırım.

-Uyumluyum.. öhö.. öhö.. Kendimi biraz fazla methettim galiba:)

4-Gıcık olduğunuz 3 hareket,

-Kıskançlık

-Olduğundan farklı görünmeye çalışan,yapmacık tavırlı insanlar,

-Yalancılık.
5-Bu benim bu güne kadar olan en kara günümdü,dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam diye düşündüğünüz bir olay,

-Allah'a binlerce hamdolsun öyle bir şey yaşamadım.Ufak tefek üzüntüler olmuştur mutlaka ama ümidimi hiç kesmemişimdir.

Kimleri mimleyeceğimi bilemedim.Kimseyi mimlemesem olur mu acaba?